Yazılar / Yorumlar / / Paylaş

İstanbul Üniversitesi - Edebiyat Fakültesi

Kişisel yaşam mecramda önemli bir yere haiz Edebiyat Fakültesinin hapishane gibi binası. Evet, fakültenin orta yerindeki bahçede kendinizi bir hapishanede sanırdınız. Dört tarafta koca duvarlar yükselirdi. Kantinden aldığınız çay ve elinizde sigarayla oturup hayaller kurarsınız. Gelen geçen arkadaşların yüzlerinde İstanbul yorgunluğu vardır. Bazen bir can sıkıntısıdır bu bahçe, bazen bir eğlencedir, bazen militandır sloganlarda bazen isyandır. Ama küçücüktür aslında. Bu kadar duyguyu nasıl taşır bu küçücük bünye şaşırırsınız.

istanbul_universitesi.jpg

Altı koca yıl geçti bu bahçede ve bu duvarlar arasında. Güzel anlar geçirdim, bazen çok sıkıcıydı. Terkedip gitsem derdim. Koridorlarında tükendiğimi düşünürdüm. Arasıra gelip geçen asistan ve hocalar ayrı bir dünyadanmış gibi gelirdi. Arkeoloji koridoru o kadar uzardı ki, hiç bitmeyecek sanırdım. Dağıtılan bildiriler gibi tükenirdim. Ezilirdim ayaklar altında. Duvarlara asılan afişler vardı bir de. Her sabah asılır ve akşama doğru toplanırdı afişler. Kimse bir gün durup ” ne yapıyoruz biz? bu kısırdöngü nedir?” diye sormazdı. Her sabah ve her akşam aynı iş yapılırdı. Hergele meydanında toplanılır sloganlar atılırdı. Dünya değişmezdi belki sloganlarla ama bir yürek vardı, bir değişim özlemi, bir içtenlik sloganlarda. Hergele meydanın bir başında da kocaman bir Türk bayrağı vardı her zaman. Anlam veremediğim konuların başında da bu gelirdi.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, güzelmiş diyorum kendi kendime. Edebiyat Fakültesi - Arkeoloji koridorlarında yürürken düşlüyorum kendimi bazen. Bir de İstanbul’da olmamanın verdiği bir ızdırap olsa gerek. Sokakları, caddeleri, kalabalığı, İETT işkencesi, havası, insanları her şeyi değişiyor gözünüzde.
Vasfım: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi - Arkeoloji (terk)


5 Yorum Var Benİm de Dİyeceklerİm Var

Sen de Bir Şeyler Ekle

Gerekli

Gerekli

Yoksa pas geç

Yeni yorumlardan haberim olsun istiyorum