Sınır Ötesi Harekat
Türkiye’de sular kaynıyor. Bir yandan 12 şehit için neden yas tutulmuyor, televizyonlar hiç bir şey olmamış gibi davranıyor derken, diğer yandan da sınır ötesi harekat için kararnameler falan çıkarılmaya çalışılıyor. Burda durup düşünülmesi gereken bir durum var. Sınır ötesi bir harekat gerçekten çözüm müdür Türkiye için? Türkiye böylesi bir harekatın yükünü kaldırabilir mi? Ortalığı velveleye vermenin bir anlamı yok. 12 şehit değil bugüne kadar yuvarlak bir hesapla 30 bin kişi öldürüldü. Karşı tarafın ölüleri de bir o kadar olsa, 60 bin kişinin hayatına maloldu bu savaş. Yeni bir savaş veya harekat yeni ölüler demektir. Harekatla, silahla sonlanmaz bu savaş. Eğer öyle olsaydı, Türkiye PKK’yı bitirmiş olmalıydı şimdiye kadar. Doğuda ve Güneydoğuda yıllardır sürüyor savaş. Bombalandı yüksek dağların her yeri.
Düşünün beyler!
Ve çözüm bulmaya çalışın. Uzlaşmanın bir yolu vardır her zaman. Her iki tarafında ölüleri var ve her iki tarafta can taşıyor. Duygu sömürüsü yapmanın zamanı değil. Duygularla hareket etmenin zamanı hiç değil.
Mantıkla hareket edelim. Savaşın sosyolojik, psikolojik nedenlerini irdeleyelim. Nerde yanlış yaptığımızı konuşalım. Birbirimizi kazanmaya çalışalım böylece.
Biraz empati, biraz hoşgörü, biraz anlayış ve biraz da mantık. İşte size çözüm!
Var mı sizde bu yürek?
Ahmet Arif çok güzel anlatmıştır kardeşliği. İşte Otuz Üç Kurşun şiirinden bir bölüm…
…Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına…Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki……
