Yazılar / Yorumlar / Ekle & Paylaş

Türk Gazeteleri

Türkiye’de gündemi yaratan, gündeme yön veren en büyük etkenlerden biri ve hatta en büyüğü medya. Halkın okuma, düşünme ve fikir yürütebilme yeteneği daha ilkokuldan başlayan eğitim sistemi aksaklığından dolayı pek gelişemiyor. Kendi kendini geliştirebilen birey sayısı az olduğundan, geriye kalan kısmı medya istediği şekilde yönlendirebiliyor. Bu da medyanın büyük bir güç olması ve bu gücün etkili biçimde kullanılmasını sağlayan gizli odaklara imkan sağlıyor.

Medyanın (Özellikle gazeteler) yaptığı şey genelde bir şeylerin üstünü örtmek oluyor. Bu da ülkenin sıçramasını, kendi kendine yetebilmesini engelliyor sonuç olarak.

Medyada haber verme şekli evrensel ilkelere tamamen karşı. Bir çok büyük gazetede (Hürriyet, Radikal, Milliyet, Yeni Şafak, Zaman) bu  tarz kullanımlara çok sık rastlanabilir. Benim gördüğüm bir örnek üzerine bu konu geldi aklıma ve yazmak istedim.

Haberin kaynağı Radikal Gazetesi

Haberin konusu Mersin’deki canlı bomba olan araba ve bu patlama. Başlık olarak: “Mersin bombacısı PKK‘lı çıktı” diye yazmışlar. Ben başlığı okur okumaz; kesinlikle PKK yapmıştır diye düşündüm ve ayrıntıları okumaya başladım. Giriş yazısı ise şöyle: “Mersin Valisi Aksoy, ‘dur’ ihtarına uymayıp aracındaki bombayı patlatan kişinin büyük ihtimalle PKK‘lı olduğunu açıkladı.”

Şimdi başlık ve giriş yazısındaki tezata bakalım.”Bombacının PKK‘lı Çıkması”yla, valinin; “büyük ihtimalle PKK‘lı” sözleri birbiriyle tamamen çelişiyor. Haberin ayrıntılarında da zaten bombacının kimliğinin henüz belirlenemediği, DNA testinden sonra ortaya çıkacağı vs..yazılmış. Kimliği bile belirlenmemiş birinin PKK‘lı olduğu nerden çıkıyor? PKK‘da bu olayı resmen üstlenmemiş zaten. Ama bu haberi okuyan bir çok kişi, direkt olarak düşmanı görüyordur. Medya böylece halkın kafasında bir önyargı oluşturmuş oldu. PKK ile ilgisi olsun veya olmasın haber bu şekilde verildi ve insanlara bir düşman sunulmuş oldu.

Bu sadece bir örnek. Daha yakın zamanda Güngören’de yine patlama oldu ve aynı valiler, emniyet müdürleri açıklama yaptı ve direkt PKK dendi. PKK açıklama yaptı bizimle ilgisi yok diye. PKK yapmış olsun veya olmasın  PKK‘nın varlığı emniyetimize ve askeriyemize yarıyor. Bu yüzden 30 yıldır bir çözümlük içersinde debellenip duruyorlar. 30 bin insan öldü ve tek bir adım ilerleyemedik. Biz de bu medya ve gazeteler oldukça da ilerleyeceğimiz yok zaten.


8 Yorum Var Benİm de Dİyeceklerİm Var

  • 1 samihos yazmış:

    Türkiye’deki gazetelerin varlık sebepleri, olayları göründüğü gibi değil de göstermek istedikleri gibi haber yapmaları. bu yüzden büyük gazete bunlar ve bu yüzden büyük patronları var.

  • 2 vatansever yazmış:

    Pkk’dan başka kim yapabilir böyle bir şerefsizliği?

  • 3 avalon craven yazmış:

    Güngörende yakalanan kişi ben eylemi pkk adına yaptım diyor.pkk davasından yagılaması, cezası var.resmen pkk lı..pkk ben yapmadım dese ne olur ki ?

    intihar eylemleri, canlı bombalar, yada fado bu kadar pkk meraklısı olduğuna göre, fedai eylemleri diyeyim hoşuna gider,(ve kendini yakma eylemleri) Türkiyede yalnızca pkk tarafından kullanılıyor. bir intihar eyleminin ardından başka bir örgüt çıkana kadar, bütün intahar eylemleri için pkk tarafından yapılmıştır demek yanlış olmaz. hem onlar yapmasa da arkasından başka suçlu çıksa bile bir taşla iki kuş vurulmuş olur. yaratılan ortamla pkk ya karşı olan kin ve nefret büyütülür, sonrada gerçek failler bulunup adalet yerine getirilir. bunda yanlış ne var, tabii eğer pkk nın selahiyetini düşünmüyorsanız…

  • 4 Fado yazmış:

    Güngören’de yakalanan kişi terör örgütüne üye olmakla suçlandı. Güngören’deki patlatmayla yargılanmadı. Ya da en azından basında sonradan çıkan haberler bu yöndeydi. Ama basın öncesinde “Aha da bombayı patlatan şahıs”, “Patlatırken izledim” vs..tarzında başlıklar attı. Oysa patlamayla ilgili yargılanmadı bu şahıs ve ilk söylendiği gibi 5 yıl kandil dağında bilmem ne yapmamış ve 5 ay önce bilmem hangi kapıdan Türkiye’ye giriş yapmamış.

    Birilerimiz bir şeylerin “selahiyetini düşündüğümüzden” olaylar karmakarışık ve çözümlenemez durumda. Ve sorun da tam olarak bu işte (ki olması gereken hiç bir selahiyetin herhangi bir insanın yaşamından daha önemli olmadığıdır).

    Devlet 30 yıldır PKK’yla savaşıyor. Bu 30 yıl içersinde kaç asker kurban edildi? Ne kadar para harcandı buna? Koca bir devlet, düzenli ordusu var, askeri malzemesi var, dünyanın en büyük ordusuna sahibiz deriz yeri gelince. Peki 30 yıldır ne yapıyor bu ordu? Bu memleketten ingilizleri, fransızları, italyanları, yunanlıları, rusları kovmak en fazla 5 sene sürdü kurtuluş savaşında. Bir kaç çapulcu neden bitirilemiyor? Köyler yakılıyor, ormanlar yakılıyor, dağlar ateşe veriliyor ve yine de 30 yıldır bitirelemiyor.

    Buna inanıyorsan avalon craven diyecek başka bi şeyim yok…

  • 5 avalon craven yazmış:

    Türkiye milli gelirinin büyük çoğunluğu orduya gidiyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki niye ses çıkarmıyoruz ? Bir kaç komünist ve AB ci organizasyonun dışında niye buna itiraz eden yok ?

    Facebook var dimi. Bende girdim bir ara. İlk gün 30 tane adam geldi beni buldu ( mealen adam, adam kadın gay vs.) yunanlı, amerikan, ingiliz, hintli, çinli…Facebook ta kaldığım süre içinde 100 ün üstünde arkadaşım oldu ( yalnızca iki hafta kaldım) her milletten. Şİmdi sen beni orda sohbet ettiğim, bana ablasını ayarlamaya söz veren :D ingiliz çocuğun birgün gelip beni öldürmek için elinde silahla topraklarıma gireceğine inandırabilir misin ?
    Almanyaya gitti almancılarımız. Helgalarla evlendiler, Hanslarla flört ettiler. Ülkemizi tanıttılar. Sen beni Antalyada kamp kuran 60 lık emekli almanların ülkemiz hakkında istihbarat topladığına, onları ziyarete gelen kıpır kıpır kızların ve boylu poslu oğlanların bir gün gelip uçaklarla üstümüzden bomba yağdıracağına inandırabilir misin ?
    Sen her hangi birisini her hata sonu gittiği burger kinglerin, mcdonaldsların aslında C.İ.A kuruluşu olduğuna ve kültürel parçalanmaya yol açmaya çalıştıklarına, sen birini fotoğraf makineleriyle gelen japonların, hiç bir milletin-türk vatandaşları dahil- resimleyemediği askeri tesislerin resimlerini çekebilmesinin, yıllarca planlanan usta bir istihbarat oyunu olduğuna ikna edebilir misin kendini akıl hastanesine tıktırmadan ?

    Peki bunların hiçbirine beni inandıramayacakken, sana ağzımı bırakıp burnumla gülmeme sebep olaakken, benden nasıl olurda kazancımın büyük bölümünü savaş için ayırmamı istersin ? nasıl olurda her sene değişen teknolojiye uygun silah alımı için, her ay gelişen teknolojiye uygun anti istihbarat malzemeleri alımı için ekmeğimin yarısını vergi olarak sana vermemi beklersin…ortada hiç bir tehdit yok ki..facebooktan tanıştığım yunanlı kızla fethiyede barda sabahladıktan sonra az ilerdeki otelde geceleyeceğim ben o parayla…

    İşte o zaman ya bir tehdit yaratırsın, yada var olan tehditleri büyütürsün. Verme bilinci olmayan, sahip çıkmayı unutmuş, ceddinin kanı üstüne Layla, reyna kurup sabahlara kadar sevişen bir nesili, sana seve seve vermesi için ikna edersin böylece…

    Bir insanın canı herşeyden değerli mi ? Hayır değil…İnsan canı topraktan değerlidir. Ama o toprağın üstünde yaşayan diğer insanlardan değerli değildir.
    Moskova Önlerinde adlı kitapta politbürodan Bourdcan ın dediği gibi, vatan sensin, annen, kızkardeşin…vatan için ölünür mü ? vatan için bir insan feda edilir mi ? evet edilir..ve dediği gibir şairin
    Ölenler dövüşerek öldüler
    Güneşe gömüldüler
    Kurban değildir ölen askerler. Herbiri Akıncıdır. Güneşe akın eden bir Yeniçeri ordusunun akıncıları…

  • 6 Fado yazmış:

    Sorun sana ablasını peşkeş çeken ingilizle değil, barlarda birlikte olup bilmem hangi otele attığın kızla değil…Helgaların veya Hansların aşk ilişkileri değil sorun…Emekliler zaten bunun tamamen dışında. Sorun sen ve ben de değiliz emin ol. Biz burda boşuna konuşuyoruz, kafa patlatıyoruz. Biz yarın bir gün boşuna ölebiliriz de…Ama bu hiç sorun değil…

    Sorun egemen olmanın taa kendisi. Egemenlerin çıkarları asıl mesele. Biz egemen değiliz. en azından ben değilim avalon.. seni bilemem :)

    Peki egemenlerin amacı ne?

    Tek bi amaçları var: Egemenliklerini mümkün olduğu kadar uzun süre koruyabilmek ve bu egemenliği öz çocuklarına, öz torunlarına bırakabilmek (öz diyorum, bakma bize vatan evladı denildiğine)… İşte asıl konu bundan sonra başlıyor. Egemenliğin devamı için mutlak anlamda bir ideal gerekiyor. Egemenler için cahil halka bu ideali vermek veya aşılamak hiç de zor değil. Ve dünyanın neresine gidersen git, hangi devlet veya örgüte bakarsan bak, bu tarz da bir ideal sözkonusudur. Bu ideal çok kutsal görevler barındırabiliyor ve bu kutsal görevler uğruna çok kişi veya kişiler harcanabiliyor.

    Konu başlıktan iyice uzaklaştı ama bağlantısı var hala başlıkla. Medya bu egemenlerin en büyük maşası. Ve sonuçta medya da bir egemen. Çok fazla kullandım bu “egemen” lafını kıl oldum şimdi.

    Vatan için ölme konusuna gelince. İnsanlar her halükarda ölüyor. Yani vatan için ölmesen bile, kanserden ölebilirsin. Ya da bir trafik kazasında veya bir kör kurşunla veya bir faili meçhulle…Ölümü kutsamak insanlık tarihi boyunca varolagelmiştir. Ama bilim çağındayız artık. Doğmalarla hareket etmeyecek kadar biliyoruz herşeyi. Ya da bilmemiz gerekiyor en azından. Vatan sevgisi uğruna ölünecek bir şey değildir, tam tersine uğruna yaşayabileceğin bir şeydir. O zaman vatan görevini gerçekleştirmiş olur.

    Dünyanın hiç bir yerinde vatanını gerçekten sevmeyen insan yoktur. Hele de yaş otuzu geçince, vatan bir başka gelir insana. Bir de gurbetteysen eğer…Ben Almanya’dayım şu an. Yaşım otuz… Ve vatanımı özlüyorum, vatanımı seviyorum. Çünkü benliğim, kültürüm, özvarlığım, annem, babam, dedemin ve ninemin mezarları hepsi orda…Ve ben o vatana aitimdir. Ama ne benim vatanım için ne de bir başka vatan için bir kişi ölüyorsa, ben o vatanımdan nefret ediyorum. Çünkü ben o güzelim vatanım için insanlar yaşasın istiyorum. Uğruna ölmeleri için değil benim vatanım.

    Peki insanların vatanları uğruna yaşamaları mümkün mü?

    Bence asıl konuşulması, tartışılması, uğruna savaşılması gereken soru bu 21. yüzyılda…

  • 7 avalon craven yazmış:

    İlk önce, metafor olarak kullandım örneklerin bazılarını. Barın kapısından bile girmem, yarimden başkasına el sürmem ve otelde asla sevişmem ( eşim dahil :D )

    Egemen diyorsun…Burjuvazi palazlanmaya başladığı yıllarda, kendisini durdurmak isteyen feodallere karşı proleter gücü kullandı, proleterya egemenliği feodallerden alıp burjuvalara verdi. kölelikten marabalığa, işçiliğe yükseldi. Bugün hr poleter, küçük burjuva sınıf atlama umuduyla yaşıyor ( loto bayiilerinin önündeki kuyruğa bak, yada kredi kartı borçları tartışmalarına,anlaşılır ne demeye çalıştığım. Toplum bilimci olmaya gerek yok ) Egemenlik umurlarında mı ? Hayır. Kimin kimi yönettiği değil önemli olan onlar için, kendilerinin bu yönetimde ne kadar rahat yaşadıkları…benmerkezci olmuş, kendi rahatını, çıkarını düşünen bir sınıf var karşında. Peki türk burjuvazisi farklı mı ? birkaç kişi hariç hayır…işte o birkaç kişi dediğim kesimde devletin omurgasını oluşturuyor..devlet tarihsel bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış bir erk aygıtıdır her ne kadar marx aksini söylesede.
    Devlet, öncelikle egemenlerin egemenliğini güvence altına alır. her rejimde bu böyledir, yalnızca egemenin kimliğine göre devletin şekillenişi ve aldığı isim değişir. afrikadanın jungle larında bir kabile reisi egemendir ve kabile büyücüsü erk aygıtı, yani devlettir. ama çok durumda kabile reisinin öldürülüp, kabile büyücülerine dokunulmadığı görülmüştür. neden ? çünkü devlek egemenin egemenlik gücü olarak başlasa ve varlık amacı bu olsada, bir süre sonra kutsallaşır. devlet har zaman kutsaldır, her rejimde…sosyalist devlette devleti korumak için ÇEKA vardı, devlete zarar vereceği düşünülen beyaz rusların kapısı önünde bir siyah araba belirirdi bir gece, herkes bilirdi ki o kişi bir daha hiç kimse göremeyecek.
    Bizimde siyah arabalarımız var fado, hiç birisi sabancının iş yerinde grev yapan işçinin, koçun evine giren hırsızın, mermercilerin kızına laf atan magandanın evinin önünde durmuyor…devletin bekaasına zarar veren, vereceği düşünülen kişilerin kapısında duruyor, ve o kişiden mutlaka haber alınıyor, ya altınşehir kimsesizler mezarlığında, ya bir hapishanede… ama mutlaka ortaya çıkıyor.
    türkiyede diğer ülkelerden faklı değildir. devlet egemenliği korumak için vardır. ama büyük bir fark var. burda devlet egemenin kendisidir.tüm birimleriyle, tüm organlarıyla devlet, burjuvazinin egee-menlik aygıtından öte birşeydir bu coğrafyada…ve devlet kendi iktidarını umursamayan milletin iktidar güvencesidir. türkiye hiç bir kapitalist ekonomi sınıflandırılmasına sığmıyor, feodal hiç değil. türkiye, bölgede modern ekonomik sınıflandırmaların hepsini kırıp atan bir yapılandırma olarak varlığını sürdürüyor. bundan bu kadar çok oyun bu kadar çok politika yapılıyor üstüne…çünkü türkiyede devlet demek, vatan demek…
    egemen güç(devlet)=vatan ise, vatan için ölen, egemenler için mi ölmüş oluyor ? hayır…
    mayına basıp şehit olan asker, sabancının fabrikasını korumak uğruna mı şehit oldu ? hayır…
    egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen millet=güç ve para sahipleri mi demek istedi ? hayır..
    birbirinin kuyusunu kazmak, çukura itmek üstüne basıp yükselmek için bukadar canla başla çalışıp, genede felaket anında tek yumruk olan başka bir millet varmı ? belki pasifikteki bazı adalarda..ama modern düynada, hayır….
    olayları türkiye=VATAN öznelinde değerlendirince, egemenlik dediğin şeyinde çok farklı görüngüleri ortaya çıkıyor…türkiyede burjuvazi egemen midir ? cem uzana sor, ondan burjuvası mı vardı :D
    türkiyede polis egemen midir ? adil saçana sor, ondan delikanlı polis mi vardı ?
    türkiyede asker egemen midir ? hurşit tolona sor, ondan efsanesi mi vardı ?
    türkiyede derin devlet egemen midir?toprağı bol olsun, abdullah çatlıya sor, daha derine inebilen mi vardı?
    türkiyede jitem egemen midir ? allah rahmet eylesin, cem ersevere sor, egemenlik yüzü görmüş mü ?
    türkiyede meclis egemen mi ?nur içinde yatsın, adnan menderese sor…
    devletin görünür görünmez aygıtlarının hiç birinin tek başına egemen olmadığı bir coğrafyada egemen kim peki ? amerika mı ? 1 mart tezkeresine sor, egemenlik böyle birşey mi…millet mi ? evet…egemenlik istediğin saatte istediğin arabaya atlayıp istediğin yere gitmek değildir, egemenlik frambuazlı pasta yemek değildir, egemenlik bir eli yağda bir eli balda yaşamak değildir…büyük iskenderden daha egemeni mi gördü bu ölümlü dünya..genede adam bir gün savaşsız, savaş hazırlıksız, arkasına bakmadan yaşayabildi mi acaba…egemenlik, sahip olmak, sahip olduğun için savaşmak, sahip olduğunu korumak için yaşamak, sahip olduğunu korumak için öldürmek, en nihayetinde, sahip olduğunu elinde tutabilmek, sahipliği hanedan olarak devam ettirebilmek adına ailene, hanedanlığın kalanlarına emanet edip onun uğruna ölmek demek…bu anlamda, sen değilsin belki ama sahip olduğu bu vatan uğruna, onu geriden gelenlere, anasına, babasına emanet edip halay çeker gibi coşkuyla ölümün omzundan tutup yerin bağrına giren binlerce şehit egemendir…

  • 8 freak yazmış:

    binlerce sehit egemenler icin harcanan piyonlar baska bisey degil. egemenlerde biliyorki vatan millet sakarya dedinmi ulkede (duygusalligindan veya duyarsizlastirildigindan) binlerce insan kendini olumun kucagina atabilir. sehit olan askerlere sorsan eminim hepsi su an karisiyla sevgilisiyle oturup gunesli bir sabahta, karsilili oturup kahvalti yapmak istiyecektir. kimse gelipte vatan kutsal falan demesin bana yasayabilecegimiz tek vatan var oda uzerinde yasadigimiz bu dunya. onun her topragi benim icin vatan. insan olumu hernasilsa yasayacaktir ama hayati bir daha onlara kim geri verebilir. o yuzden su guzel dunyanin bir kerede olsun tadini cikaralim, vatan millet bayrak hikaye bunlar.en azindan benim icin baskalarini bilmem

Sen de Bir Şeyler Ekle

Gerekli

Gerekli

Yoksa pas geç