Medya, Golfçü Paşalar, Pkk ve Aktütün Baskını
Olayları “piç etme” konusunda Türkiye medyasından daha profesyonel bir birim yoktur yeryüzünde. Kraldan daha kralcı bir medya ve bu medyanın yönlendirmesiyle kendini bilgilenmiş hisseden şakşakçı okur. Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Haber ordunun açıklama yapmasıyla birlikte tüm gazete ve televizyonlara dağılıyor. Görüntüler ölen askerlerin ailelerinin gösterilmesi, cenaze törenleri vs..ile başlıyor. İşte medyada bu baskınla ilgili çıkan ana başlıklar:
Irak sınırındaki Aktütün karakoluna (tam da tezkerenin 1 yıl daha uzatılmasının hemen öncesinde; hatırlarsanız önceki tezkerede de 12 kişi öldürülmüştü) PKK tarafından bir baskın yapılıyor. Burda ölen asker sayısı 17, PKK’lı sayısı ise 23 olarak yayınlanıyor. PKK yayınları ise ölen PKK’lı sayısının 9 olduğunu yazıyor. Eldeki veriler PKK’nın yayının doğru olduğunu kanıtlamasına rağmen, medya 17-23 şeklinde bir skor gibi yazıyor olayı. PKK yayınları aynı şekilde olayı skorlaştırıyor.
Aktütün Karakolunun maddi imkansızlıklardan dolayı taşınamadığı ve çok da korunaklı olmadığı, saldırıya açık bir yerde bulunduğu yazılıp çiziliyor. Ordu maliyeyi suçluyor. Karakolu taşımak istemişler de güya maliye izin vermemiş. Hadi ordan diyesi geliyor adamın.

Aktütün Karakolu'nda 17 kişinin öldürüldüğü söyleniyor
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu’nun baskın sırasında golf oynaması bir başka başlık medyada. Paşa golf oynamayı bırakıp da, Antalya’da ölen askerlerden birinin ailesinin yanına gitmemiş, hemen yanıbaşında olmasına rağmen. Paşanın umursadığını sanmıyorum. Sonuçta orda ölenler paşa çocukları değil.
Ve son olarak Taraf Gazetesi’nde çıkan ve Aktütün baskının ordu tarafından önceden bilindiğine dair söylentiler. Yeni bir şemdinli olayı yani. Orduya baskının istihbaratı verilmiş de, ordu gereğini yerine getirmemiş tarzında söylentiler.
Medyadaki ana başlıklar bu minvalde devam ediyor. Tüm medya el birliğiyle olayı “piç etme” peşinde sanki. Ama medya -genel olarak en azından- halkın bir çeşit savunma ve düzeltme mekanizması olması gerekiyor. Medya gücünü; gerçeği bulmak, doğruyu savunmak ve buna göre yöneticilere yön vermek için kullanmalı diye biliyorum. Gazeteci ve medya mensubu değilim. Bu işin okulunu da okumadım. Fakat Aktütün Saldırısından öncesinde de, sonrasında da bu medyanın sorması gereken sorular farklı olmalıydı.
Medyanın soruna asker gibi yaklaşımı ve bu medya okurlarının bilinçsizce bundan etkilenmesi sorunu gittikçe derinleştirecektir. Halklar arasındaki uçurum gittikçe büyüyecektir. Ordu yatıp kalkıp kürt halkının müslüman olmasına dua etsin. Yoksa Türkiye’nin konumu çok farklı olurdu bugün.
