2009 Yerel Seçimlerine Doğru
Kendimi bildim bileli siyasetten nefret etmişimdir. Politikacı olmak aklımın ucundan bile geçmemiştir. Hiç bir partiye üye olmadım bugüne kadar. Sanırım fazlasıyla önyargı yüklüyüm veya gerçekten beni siyasete ısındıracak bir siyasi ortam içersinde yetişmedim.
2009 Belediye seçimleri yaklaşırken, meydanlarda yapılan sözel muharabe ikinci şıkkı daha mantıklı kılıyor benim için.
İktidar partisi AKP, ana muhalefet CHP ve diğer muhalefet partilerinin söylemlerine bakınca, siyasetin özellikle de Türkiye’deki siyasetin içler acısı durumunu iliklerinizde hissedebilirsiniz. Bir oy kullanmak zorunda insanlar ve elindeki seçenekler bunlar. Çünkü yetişmiş politikacıları ve siyasetçileri olmayan bir ülkeyiz. Siyaseti it dalaşına çevirmekle, siyaset yapıldığı fikri oldukça yaygın.
Hiç bir partinin gerçek anlamda projesi yok. Her parti tüzüğünde mutlaka bazı projeler vardır ama bu projeler üzerinden gerçekleşmez sözel savaş. Daha çok kişisel konulara inilir, bazen seviye oldukça düşebilir.
CHP genel başkanı Deniz Baykal’la R. Tayyip Erdoğan arasındaki savaş da tam olarak bu…
Biri karşısındaki günlerdir “televizyona çıkıp tartışalım” diyor, diğeri “meydanlara çıkalım” diyor. Zaten bunu da meydanlarda yapıyorlar. CHP televizyonda düello işine iyice alıştı. Çarşaf açılımı, Deniz Baykal’ın partinin felsefesiyle tamamen zıt açıklamaları ve televizyon düellolarıyla oy toplayacağını sanan bir parti lideri ve arada hırçın davranışlarla istediğini elde edeceğini düşünen bir başkabakan var.
MHP ise başlı başına bir komedya…
Bu partilerden biri kazanacak sonuçta herhangi bir şehrin belediyesini… Ama şunun farkına yine varılmayacak: Halk bu partilerden birini seçmek zorunda. Çünkü adamakıllı bir alternatif yok karşılarında.
Durum böyle olunca da, iş küçük hesaplara kalıyor.

Henüz Yorum Yok!