Yılmaz Özdil Ve Gazetecilik

Yılmaz Özdil'in, önceki gün Samsun'da burnuna yumruk yiyen ve sonucunda burnunun kırıldığı Ahmet Türk ve olayı üzerine yazdığı "Yumruk" yazısını okuduktan sonra, içimden şöyle okkalı küfürler savurdum Yılmaz Özdil'e. Biliyorum hoş bir şey değil bu ve sonuçta buraya da yazamayacağım bu küfürleri.

Yılmaz Özdil Ve Gazetecilik
Yılmaz Özdil Ve Gazetecilik

Hürriyet Gazeteciliği

Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesi’nin temel taşlarından biri. Hürriyet Gazetesi yıllardan beri;  “Türkiye Türklerindir”  sloganını kullanmakta. Bu slogan ve Hürriyet’in toplum için önemli konularda yaptığı akıl almaz yorumlar ve köşe yazarlarının koroyla müthiş uyumu, çok fazla düşünmemize gerek kalmadan bazı şeyleri ele veriyor aslında. Bu konuyu merak edenler, Hürriyet’in internet sayfasına girip, arşivini karıştırabilirler.

Yılmaz Özdil ve “YUMRUK”

Hürriyet’in 14 Nisan 2010 tarihli, Yılmaz Özdil yazısı: Samsun’da bir davayı izlemek üzere giden ve mahkeme çıkışında faşist bir saldırıya uğrayan, Ahmet Türk’ün yumruklanması olayını meşru görmeye çalışması üzerine kurulu. Samsun bu konuda sicili pek temiz değil zaten. Hrant Dink’in katili ve cinayet hesapları da Samsun üzerinden yürütülmüştü. Yılmaz Özdil Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı, Van’da Deniz Baykal’a yapılan yumurtalı saldırıyla karşılaştırıp, “Samsun’daki emniyet görevlileri görevden alınıyor da, Van’dakiler niye yerlerinde daha” şeklinde, kıyas yanlışlığı yaptıktan sonra, bu tarz bir saldırının ilk defa yapılmadığını, Mesut Yılmaz, Turgut Özal veya Bülent Ecevit gibi başbakanlara da benzer saldırıların yapılmış olduğunu, yani aslında öyle abartılacak bir şey olmadığını demeye getirmiş. Ama asıl niyetini, gerçek düşüncesini de son paragrafa saklamış (kompozisyon kuralları çerçevesinde yazdığını anlıyoruz böylece). İşte o paragraf:

Açın gazetelerin internet sayfalarını, bu haberin altına yapılan yorumları okuyun…Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu… Çünkü, teröristi meşru hale getiren “açılım” saçmalığı, sadece bir tarafta değil, öbür tarafta da “eşkıyayı kahraman” yapmaya başladı.

“Açın gazetelerin internet sayfalarını” derken, Hürriyet Gazetesini kastediyor sanırım. Haklı aslında bu konuda Yılmaz Özdil. Hürriyet Gazetesi’ndeki yorumları okudumuğuz da, yorumcuların duygularına tercüman olunuyor. Gerçek anlamda ırkçı yorum yazanların duygularına tercüman olması gerektiği kanısına nerden ulaşıyor Yılmaz bey soran yok tabi.

İnternet Ergenekon’u diye bir  örgüte inanıyorum. Bu örgütün elemanlarının tek işinin, örgütün ideallerini canlı tutmak adına, siteleri ve blogları dolaşıp, sistem lehine propaganda yapmak olduğuna inanıyorum. Yılmaz Özdil gibi yazarlar da bu örgütler için biçilmiş kaftan. Biri bu şekilde faşizmi öven yazılar yazar, diğeri altına yorumlar girer ve yarın bir gün: “Nasıl böyle bir yazı yazarsın” diye soran olunca da; “duygulara tercümanım” der ve işin içinden çıkarsın.

Bu kadar basit değil efendi…

Ayrıca Oral Çalışların “Irkçıdan üçüncü sayfa yazarı yaparsanız…” yazısını ve  Ragıp Duran’ın “Ulusal Özdil Vakası” isimli konuyla ilgi yazısını şiddetle okumanızı tavsiye ederim.

Henüz Yorum Yok!